Kumluca Belediyesi

TEMASI : KÜLTÜR BAHÇESİ

HİKAYESİ :

Kumluca Bahçesi girişinde bol çiçekli alanı geçen ziyaretçilerimiz öncelikle üç önemli anlatımla karşılanacaklardır;

1- Kumluca ilçesinde bulunan Rhodiapolis Antik Kenti içerisindeki en önemli yapılardan biri olan Opromoas Anıt Mezarını temsil eden giriş takı,

2- Kumluca İlçe sınırlarındaki Olympos Antik kentinde bulunan Liman Anıtsal Mezarlarından biri olan Kaptan Eudemos Anıt Mezarını temsil eden maket,

3- Kumluca'nın simgesi ve en büyük gelir kaynağını temsil eden seracılık ve domates konulu maket ve gerçek domates fidanları.

Bu Üç önemli temsili anlatımı inceledikten sonra Opromoas Anıtı Giriş Takı'ından giriş yapan ziyaretçiler Kumluca'nın ismini aldığı kumsalını anlatan mekanı ve kumul ekosisteminde bulunan bitki örtüsüne ait bitkileri inceleyebileceklerdir. Bu alanda aynı zamanda Türkiye'nin en uzun sahil kıyı  şeridine sahip olan ilçesi Kumluca'nın denizini ve  dağlardan bu denize dökülen derelerini temsil eden alanı inceleyebileceklerdir. Bu alanlar içerisinde endemik türümüz olan Datça hurması fidanı, cüce hurma ağacı ve kıyı şeritlerimizde yetişen frenk yemişleri, zakkum, dere sazları, boğa dikeni, begonvil ve yamaçlarda papatya, biberiye, sardunya, kekik  vb. türler bulunmaktadır. Dağları temsil eden alanımızın zirvesinde yakın mimarimize ait  olan, Kumluca ilçe merkezine giren herkesi selamlayan, Kumluca'nın kültürünü Kumlucalıya ve tüm misafirlerine  yaşatan simgesi "Kalekule" yapısını anlatan maketi yer almaktadır. Kule yapısı ve dağ yamaçlarında Expo 2016 ana teması kapsamında planlamış olduğumuz çocuk ve çiçek konusunu işleyen figürler bulunmaktadır.

 Yine stant alanı içerisinde  Kumluca'nın yeşilini, dağlarını ve doğasını tarif eden yeşil alan ve bitkilerle bezenmiş kastaklı  yapı sonrası Rhodiapolis  Antik Kentinde bulunan, yamaca oturmuş amfi tiyatroyu anlatan mekana giriş yapılabilecektir. Bu alanda da yöremizde yetişen bitkileri tanıtmak amacı ile nar  ve  zeytin ağaçlarını, pıynar meşesini, dağlarımızda ve ormanlık alanlarımızda yetişen bitkileri temsil olarak da kekik, adaçayı, biberiye,  lavanta,  papatya  gibi ıtırlı bitkiler ile donatılmış alanımıza misafir olacaklardır. Amfi tiyatro arkasında kalan antik duvar yapısı üzerine yerleştireceğimiz ekranda Kumluca ile ilgili görseller ve tanıtımlar izlenebilecektir. Yine amfi tiyatro arkasında kalan antik duvar yapısının zirvesinde Kumluca'nın simgelerinden olan, şehir içinde yuvaları bulunan leyleklere ait heykeller bulunmaktadır.

Bahçe çıkışında yine Opromoas Anıtını  temsil eden tak önünde ilçemizdeki  narenciye yetiştiriciliğini anlatan minyatür kamkat, Minyatür Limon ve Minyator Budanın Eli ağaçlarının sergilendiği bitki kasamız bulunmaktadır.

Kumluca bahçesinin giriş kısmı ve yürüyüş güzergahı ahşap konstrüksiyon ile tamamlanmış stant alanımızın tüm çevresi ; Olympos, Rhodiapolis, Gagai, Gelidonya Feneri, Adrasan gibi tarihi ve turistik mekanlarımızı temsil amacı ile antik duvarlar ile çevrilmiştir.

Kumluca bahçesi projesi hazırlanırken minumum alanda,  maksimum değerlere sahip Kumluca'yı her yönü ile anlatmak amaç edinilmiştir. Bu anlatımda  Expo 2016 Antalya "Çiçek ve Çocuk" ana teması ve "Yeşil Şehirler, Tarih, Sürdürülebilirlik ve Bioçeşitlilik" alt temalarını da en ince şekilde işleyerek kentimizin bu başlıklar altında tanıtımını sağlamak yönünde çalışılmıştır.

Bahçemizi  ziyaret eden misafirlerimiz 64 m2 alanda 1253 km2 alana sahip Kumluca İlçesinin  tamamının hikayesini oradaymış gibi hissederek yaşayabileceklerdir.

BİOÇEŞİTLİLİK:

Domates (Solanum lycopersicum):

İlk olarak Bolivya ve Peru da yabani sarı renkli bir domates türü bulunmuş ve sonra Meksikada yetiştirilip, Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinden sonra Avrupa'ya gemilerle gönderilmiştir. Ülkemizde üretimi ilk olarak 1900’lü yıllarda  Adana’da yapılmıştır. Patlıcangiller (Solanaceae) ailesinden, anavatanı Güney ve Orta Amerika olan, meyvesi yenebilen otsu bitki türüdür. hafif odunsu bir gövdesi vardır. 10–25 cm uzunluğunda olan yapraklarının üzerinde 5-9 yaprakçık bulunur. Yaprakları tüylüdür. 1–2 cm uzunluğunda ve genellikle sarı olan domates çiçekleri bir sap üzerinde 3-12 adettir. Genellikle kırmızı, yenilebilen meyvesi yabani bitkilerde 1–2 cm çapında iken, kültür bitkilerinde daha büyüktür. Çoğu vitamin bu meyvede bulunur ve kanseri önleyici yapısı vardır. Bu vitamin ve önleyici mineraller domatesin kabuğunda bulunur.

 Domates dünyada en çk üretilen sebzelerdendir. Örtü altı sera üreticiliğinin önemli merkezlerinden biri olan Kumluca'da Türkiye'deki domates üretiminin yaklaşık yüzde 15'i gerçekleştirilmektedir Türkiye'de örtü altı sera üreticiliğinde önemli bir yere sahip olan, ''Seracılığın başkenti'' olarak adlandırılan Kumluca'da en fazla üretilen sebze ise domates. Kumluca'da üretilen domateslerin önemli bölümü ihraç edilmektedir. Kumluca'da çeşitli domates türleri yetiştirilmektedir. Bunlar içinde öne çıkanlar ise normal tekli domates, salkım, çeri, kokteyl, kahverengi, beef ve bunlara bağlı diğer çeşitlerdir. Kumluca domatesinin en önemli özelliği rengidir. İlçede üretilen domateslerin kış aylarında bile yaz aylarında üretilmiş gibi kırmızıdır. Domates üretiminde yaklaşık 100 civarında çeşit bulunmaktadrı ancak ekonomik olarak belirli çeşitlerin üretimine ağırlık verilmektedir. Kumlucalı domates üreticileri son yıllarda farklı domates çeşitleri üreterek farklı pazarlar aramakta ve bu konuda başarılı olmaktadırlar. Üretilen domateslerin yaklaşık yüzde 40'ı ihraç edilmektedir. Ayrıca Kumluca'da seralarda üretilmek üzere yetiştirilen ürünler için sebze fidesi üretim tesisleri de son teknoloji ile üreticilerin sağlıklı fide teminlerini sağlamaktadırlar.

ZEYTİN (Olea europaea):

Dünyanın en yaşlı ağaçlarından olan zeytin, Zeytingiller (Oleaceae) familyasından meyvesi yenen Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türüdür. Zeytin,boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler. Uzun ömürlü bir ağaçdır, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir. Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır. Sürgünleri gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç köşelidir. Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir. Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. Yaprağın boyu 20–86 mm, genişliği de 5–17 mm’dir. Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur. Yaprağın üst yüzü koyu gri-yeşil ve tüysüz, alt yüzü mavimsi gümüşi renkte ve beyaz sık ipeksi tüylerle kaplıdır. Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı-sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır. Rüzgârların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır. Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır. Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen "yağı" bakımından çok değerli bir ağaçtır. Aynı zamanda ağacının çok heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır

Kumluca ve çevre ilçelerde zeytin sofralık ve zeytinyağı üretimi için yetiştirilmekte ve Kumluca İlçesinde kurulan Zeytinyağı Fabrikasında üretilen zeytinlerin yağları uygun koşullarda çıkarılabilmektedir.

Nar (Punica granatum)

Nar (Punica granatum), kınagiller (Lythraceae) familyasından içinde küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşmuş, hafif ekşi ve bazen tatlı tadı olan, ılıman iklimlerde yetişen, bir meyve türüdür.

Haziran-Temmuz aylarında kırmızı renkli çiçekler açan, iki ile beş metre boylarında ağaççıklardır. Gövdeleri gayri muntazamdır. Yapraklar karşılıklı, parlak renkli, ince-uzun şekilli, kısa saplı ve kırmızı kenarlıdır. Çiçekler kısmen sapsız, tek tek ve birkaçı bir arada bulunur. Çanak yaprakları kırmızı renkli, dökülmeyen ve etlidir. Meyveleri küre şeklinde ve portakal büyüklüğünde, önceleri yolgunlukta kırmızımsı renkte, derimsi kabuklu, çok tohumlu ve etlidir. Meyvenin yenen kısmı, etli ve bol usareli olan tohumlarıdır. Bir nar meyvesinde 600 civarında tohum bulunur. Tohumların renkleri beyazdan koyu kırmızıya doğru değişik renk tonlarına sahiptir.

Narlarda yumuşak çekirdeklilik, tohum kabuğunun (testa) derece derece daha az odunlaşması ya da çok az odunlaşması (sertleşmesi) ile oluşmaktadır. Halk arasında bu tip narlara genellikle çekirdeksiz nar denilmektedir. Ancak bu narlarda tam oluşmuş, gerçek tohumlar yine mevcuttur.

Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloidlerden pelletierin taşır.

Pıynar Meşesi (Quercus coccifera),

Kayıngillerdendir.(Fagaceae) familyasından Akdeniz'e özgü bir meşe türü.Sık dallı 2–3 m boyunda herdem yeşil bir çalı ya da çok nadir olarak 10 m'ye boylanan ufak ağaç şeklindedir. Tomurcuklar 3–4 mm boyunda, pullu, çıplak ya da tüylüdür. Yapraklar deri gibi serttir; kenarlar dikensi dişli olup her iki yüzü de çıplaktır. Palamut 2 yılda olgunlaşır ve hemen hemen sapsızdır.

Akdeniz bölgesine özgü bir bitkidir. Türkiye'de Marmara, Ege bölgelerinde bulunur. Karadeniz bölgesinde; Zonguldak, Giresun ve Tokat'ta lokal olarak bulunur.

Hurma

Palmiyegiller (Arecaceae) familyasından dekoratif yapraklı bir palmiye türüdür. Palmiyeler gibi tropikal,ılıman ve çöl ikliminin görüldüğü yerlerde yetişir. Kazık ve saçak kök yapısına sahiptir. Ağacın pürüzlü gövdesi gri ağırlıklı kahverengi gibidir. Kardeşlenme eğilimi vardır. Gövdesinden ve altından yavrular verebilir.

Datça Hurması (Phoenix Thopharstii)

Endemik Datça Hurması (phoenix theophrastii) Türkiye'de yetişen tek yerli palmiye türü. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Melih Boydak tarafından Türkiye’de varlığı tespit edilen Datça hurması Türkiye, Gİrit ve Finike'de yetişiyor, 4.buzul çağından kalan endemik bir tür. Buzul çağında, güneydeki sıcak iklimlere inen Datça hurması ve sığla gibi türler derin dere ve kıyı vadileri gibi korunaklı alanlarda günümüze değin ulaşabilen türler arasında.  Datça hurmasının Türkiye’deki en geniş yayılımı Datça Yarımadası’nda, nem ve su seviyesi yüksek olan Hurmalıbük ve Eksere vadilerinde görülüyor. Girit adası'nın vai koyunda bolca görülmektedir ve vai hurmalığı Avrupa'nın en büyük palmiye ormanı kabul edilir.  Anavatanı avrupa olan iki palmiye türünden biridir. Datça'da köylüler her ekim/kasım'da bu ağaçların meyvelerini yemek üzere toplarlar, açık turuncu olan bu meyveler olmamış hurmaya benzeyip çok buruk bir tada sahiptirler.  Ağacın görüntüsü normal hurmaya göre daha mavimsi/grimsi ve daha kısa yapraklı ve daha yabanidir.  Datça hurması fevkalâde güzel ve dekoratif görünümlü, park ve bahçelerimizin seçkin yerli bir türü olmaya adayıdır. Tohumla ve vejetatif yolla doğal olarak gençleşebilmektedir. boyu 17 metreye kadar uzamaktadır. Datça hurmasının doğada en önemli gereksinimi, devamlı bir yer altı suyunun bulunmasıdır. Büyümesi için ılıman bir iklim de gereklidir. Bunlar da Arap hurmasında olduğu gibi erkek veya dişi olurlar. Mayıs ayında çiçek açarlar. Dişi bitkilerin çiçek sapları, erkeklerinkinden iki kat daha uzundur. Erkek bitkilerin polenleri çok fazladır ve rüzgar ile dişi bitkilere taşınırlar. Tozlaşmadan sonra oluşan meyveler, sonbaharda olgunlaşırlar. Olgunlaşmamış meyveler, parlak portakal renginde, buruk-acı lezzettedir. Olgun meyveler ise koyu kahverengi, bazen hafif pembe, yumuşak ve hurma tadındadır, yenirler.

Cüce Feniks (Phoenix Roebelenii)

Tek ve ince olan gövdesinin  yüksekliği ender olarak, 300cm üzerine çıkabilen bir hurma palmiyesidir (Yunanca phoenix hurma demektir). İnce, tüysü, parlak yeşil, zarif  yapraklarının uzunluğu 90-150cm e ulaşır. Yapraklar gövdeden ışınsal olarak çıkarlar ve aşağı doğru sarkarlar. İnce ve kısa gövdesi, parlak, uzun ve sarkık yaprakları ile, çok zarif bir hurmadır. Bu nedenle peyzaj amacı ile , özellikle subtropik  ve sıcak-ılıman iklim bölgelerinde sıklıkla kullanılır. Ayrıca soğuk iklim bölgelerinde, iç mekanda kullanılmaktadır.

Diğer hurmalara göre daha erken yaşta çiçek açarlar, çiçekleri krem renktedir. Bütün hurmalarda olduğu gibi, ağaçlar tek cinslidir, erkek veya dişi olurlar. Çiçeklenmeden sonra, döllenme oluşmuş ise dişi bitkiler üzerinde küçük eliptik yeşil meyveler oluşur, zamanla renkleri siyaha döner. Üretimleri tohumdandır. Kültürde, elde edilen  hibridleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Merkezimizde de Senegal hurması (Phoenix reclinata) ile Cüce Hurma (Phoenix roebelenii) hibridleri üretilmiştir.

Bu palmiyenin yaprakları (-2) -  (-3)°C soğukta donmakta, ancak ilkbaharda bitki tekrar yapraklanmaktadır. Bitkinin dayandığı en düşük sıcaklık -6°C dir. Cüce feniks, organikten zengin ve süzek toprakta iyi gelişir, kuraklığa dayanıklıdır. Bol ışık ve güneşi tercih eder, ancak yarı gölgeye de tolerans gösterir.

Frenk Yemişi (Opuntia ficus-indica),

kaktüsgiller (Cactaceae) familyasında sınıflanan Opuntia cinsinin tipik türüdür. Türkçede bu kaktüs türü için frenk inciri, frenk yemişi, kürek yemişi, dikenli incir ya da halk ağzında kaynanadili adları da kullanılır. Meyvesi 5-10 cm uzunluğunda, kırmızı, sarı, turuncu renklerde kabuğu olan etli bir meyvedir. Üzerinde çok sayıda diken bulunur. İçinde tohumları bulunur. Tatlı ve suludur. Yenilebilir. Ancak, yerken kabuk kısmı soyulup çıkarılır. Akdeniz'de doğal olarak yetişir. Türkiye'de Batı ve Güney Anadolu'da bulunur. Akdeniz sahillerinde kumul alanda yetişmektedir.

Kekik (Thymus)

Kekik, ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Thymus, Thymbra, Origanum, Coridothymus, Satureja, cinslerinin genel adı olan, kendine özgü kokusu ile tanınan çimenlik, tarla, orman kıyılarında ve çayırlarda görülen bitki türlerinin ortak adı.

Kekik bitkisinden yaprak çiçek durumlarının su buharı distilasyonu yöntemi ile %2-%8 oranında yakıcı lezzetli aromatik kokulu uçucu yağ elde edilir. Bu uçucucu yağdan monoterpen fenollerden karvakrol ve timol bulunmaktadır.

Kekikin yapraklarında uçucu yağ bulunmasından dolayı, bitkiden kaynatılarak çay yapılması durumunda etkinliğini kaybeder.

Her ne kadar Thymus cinsi ile anılan kekikten ticari olarak uçucu yağ üretiminde kullanılsa da daha yüksek verim alındığı için Origanum türlerinden Origanum majorana (Alanya Kekiği) tercih edilmektedir.

Güneşi ve sıcağı istediği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelerde çoğalır. Yemeklere konan bir baharat olan kekik kokusuyla meşhurdur. Ayrıca kekik çayı ve kekik yağı gibi kekikten yapılmış ürünler de vardır. Ayrıca bu bitkiden çıkartılan kekik suyu mide rahatsızlıklarında balla karıştırılıp kullanılmaktadır.

Adaçayı (Salvia)

 Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Salvia cinsini oluşturan kokulu bir bitkidir. Batı ve güney akdeniz kıyılarında yetişir. Bahçe ada çayı, güneşli bir yerde yetiştirilmelidir. Don olayına karşı duyarlı olduğu için, kış boyunca çam dalları ile örtülmesi doğru olur. Bir başka tür olan çayır ada çayı (Salvia pratensis), çayırlarda, bayırlarda ve meralarda yetişir. Çevresine hoş bir koku yayan mavi – menekşe renkli çiçekleri bulunur. Çayır ada çayı (Anadolu adaçayı) batı ve güney-batı Anadolu'da bol yetişir. Anadolu ada çayından "elma yağı" veya "acı elma yağı" denilen yağ da üretilmektedir. Bu tür adaçayı da kimyasal yapı ve tedavi etkisi bakımından tıbbi (bahçe) ada çayına benzemektedir.  yapraklarının kurusu çay şeklinde haşlanarak içilir.

Papatya

(Osteospermum) Bodrum Papatyası:

Papatyagiller ailesinden olan bir bitkidir. İlkbahardan başlayıp yaz aylarının sonlarına kadar çiçek açarlar Akdeniz bölgesine ait bir bitkidir. Ilıman iklimi sever. Geçirgen, hafif karakterli toprağı sever. aydınlık alanlarda daha güzel gelişir. Üretimi tohumla olur.

(Anthemis spp.) Sahil Papatyası:

 Asteraceae  familyasındandır.  Bir kısmı çok yıllık bir kısmı tek yıllıktır.çok yıllık olanları genellikle herdemyeşildir. Genellikle yaprakları derinlemesine parçalı grimsi koyu yeşil renktedir. Çiçek tablası orta büyüklükte veya büyükçe,saplı hafif kubbemsi görünüşte,kenar çiçekleri dil şeklinde,dişli veya erseliktir. Kumluca ilçesinde bahar aylarında çiçeklenen doğal bitki örtüsüne ait bir türdür.

Begonvil (Bougainvillea)

Nyctaginaceae familyasından olan begonvil bitkisi Mor, beyaz, pembe ve kırmızı renkte çiçekleri olan, tırmanıcı özellikte ve ağaçsı bir bitkidir. Güneşi sever. Hastalık ve böcek barındırmaması önemli bir özelliğidir. Adını, kendisini 1768 yılında Brezilya'da keşfeden ve Avrupa'da tanınmasını sağlayan Fransız amiral Louis Antoine de Bougainville'den almıştır. Gelin Duvağı ve Rodos Sarmaşığı diğer adlarıdır. Ana vatanı Güney Amerika olan Begonvil Ekvator'dan orta Brezilya'ya kadar uzanan alanda yetişir. Eski Dünyada ise Akdeniz ikliminin görüldüğü don riskinin olmadığı kıyı bölgelerinde yetişir.

Begonvilleri rüzgardan korumak gerekir. Ilıman iklim bitkisi olduğundan kışı soğuk geçiren yörelerde iç mekanda yetiştirilebilir fakat havasız kaldığı takdirde çiçeklerini dökecektir. Mekanın düzenli olarak havalanmasına dikkat edilmelidir. Süzek bahçe toprağını tercih eder. Eğer çok sulanırsa çiçeklerini döker.

Üretimi vejetatiftir, anaç bitkiden alınan yarı odunsu yan sürgünlerle gerçekleştirilir. İlk dikildiği dönemlerde bol sulanması daha sonraları çiçeklenmeyi teşvik etmek amacıyla az sulanması gerekmektedir.

Sardunya (Pelargonium sp.)

Sardunya (Scanted Leaved), turnagagasıgiller familyasındandır. Anayurdu Güney Afrika olan çok yıllık bitkidir. Akdeniz ülkelerinde o kadar çok yetiştirilir ki, Akdeniz'le özdeşleştirilmiştir. Kışa dayanıklıdır. Pembe, sarı beyaz vekırmızı tonlarında çiçekleri vardır. Eşeysiz üreyebilir ve ekilen küçük bir parçadan büyüyebilir (Vejetatif üreme). Genel, sakız sardunyası, ceylan ve ıtır gibi türleri vardır. Sıcağı sever ve çok çiçek açması için bol güneş görmelidir. Gelişmesi için neme lüzum yoktur.Ayrıca bu çicek kızıl toprakta daha hızlı büyüyebilir.

Kamkat (um ol)

Citreare familyasından olan çalı biçimindeki kamkat; portakal, mandalina, bergamot, limon gibi turunçgiller ailesinin bir meyvesidir. Biçimi tıpkı limona, rengiyse tıpkı portakala benzer. Ama limon ve portakalın kabuğunu soyarak yersiniz; kamkatın kabuğunu soymanıza gerek yoktur, meyveyi bütün olarak yemeniz gerekmektedir. Kokusu bergamotu andırır ve elinizde tuttuğunuz kamkatın kokusu uzun süre gitmez.

Kamkat, çiğ olarak tüketilebilindiği gibi, reçel, marmelat, meyve suyu, şekerleme, kek, pasta yapımında da kullanılır. Çin lokantalarında yemeğin sonunda yenen bir tatlı çeşidi. Kamkat C vitamini yönünden zengin bir bitki. 100 gramında 43.9 miligram C vitamini var. Kas ve doku oluşumu için gerekli olan bu vitamin diğer mineral ve vitaminlerin daha iyi kullanılmasına da yardım ediyor. Yine 100 gramı yendiğinde 71 kilokalori enerji ve 1,88 gram protein veriyor.

Kamkat, "turunçgiller ailesinin küçük mücevheri" olarak adlandırılıyor. Bizim kamkat adını verdiğimiz bu meyve, bilim dünyasında "fortunella" olarak adlandırılıyor. Fortunella adını, 1812 - 1880 yılları arasında yaşamışİskoçyalı bahçecilik uzmanı Robert Fortune'un soyadından köken alıyor. Robert Fortune, Çin'de yaşadığı yıllarda sürekli ilginç bitkileri toplamış ve İngiltere'ye dönüşünde de bu koleksiyonunu beraberinde getirmiş. Batı dünyası, bu birikimin içinde yer alan kamkatla, Fortune sayesinde tanışmış. Onu onurlandırmak amacıyla, bu bitkilerin cins adına Fortunella deniyor. Dünya halkları arasında da "kumquat ya da komquot" adlarıyla anılan meyveye "altın portakal" diyenler de var 19. yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika'ya giren kamkat, seralarda ve saksıda yetiştiriliyor. Hatta günümüzde süs bitkisi olarak balkonlarda, bahçelerde çevre düzenlemesinde de kullanılıyor. Dünyada Çin,  Japonya, Amerika'da yaygın olarak; daha küçük ölçekte Porto Riko, Guatemala, Kolombiya, Brezilya; Güney Hindistan'da da yalnızca deniz seviyesinden yüksek yerlerde yetiştiriliyor. Avustralya ve Güney Afrika'daysa sınırlı olarak kültüre alınıyor.

Biberiye(Rosmarinus officinalis)

Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından olan Biberiye (Rosmarinus officinalis),  iğneye benzeyen ince yapraklı, daima yeşil kalan bir bitki türüdür. Mor çiçekli ve çalı görünümlü bitkidir. Akdeniz çevresinde yaygın olarak yetişen bitkinin genç sürgünleri bahar olarak, kendisi ise süs bitkisi olarak kullanılır. Yetiştiği yerler yazları kurak kışları yağışlı geçen bölgelerdir. 1500-1700 m yüksekliğe kadar yayılmasında iklim değişikliklerine dayanıklı olması ve serin iklim koşullarında da rahatlıkla üretilebilmesi etkendir.  Mor çiçek açar. Çiçekleri haşlanarak uyarıcı bir şurup elde edildiği gibi, "biberiye ispirtosu", kolonya vb. yapmaya yarayan değerli bir esans da çıkarılır. Ayrıca, yapraklarından yağ elde edilir. Kendisi doğal olarak yetişmekte olan bir bitkidir. Tohumlarını saçarak koloniler oluşturmaktadır. Tohumları ekilerek kolay üretilebildiği gibi çok koku yayan biberiye bitkileri vejetatif olarak çelik alma yoluyla da üretilebilir. Bahçelerde tarlalarda ve kısmen gölgelik yerlerde rahatlıkla yetiştirilir.

Mersin (Myrtus communis)

 Mersingiller(Myrtaceae) ailesindendir. 100 kadar türü vardır. Karadeniz, Ege ve özellikle Akdeniz kıyılarımızda kendiliğinden yetişir. Mayıs-haziran ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m boylarında, yapraklarını dökmeyen, bir ağaççıktır.Yapı itibariyle gövde ve dallar şeklinde değil maki görünümündedir. Yapraklar kısa saplı ve karşılıklı, yeşil renkli, derimsi, oval şekillidir ve üzerinde salgı bezleri bulunur. Yaprakları hoş kokuludur. Yapraklarında ve çiçek dallarında reçine, tanen, sinaol, terpen, mirtol, pinen gibi maddeler vardır. Çiçekler beyaz, uzun saplı olup, tek olarak her bir yaprağın koltuğunda bulunur. Mersinde murt, Adana - Hatay taraflarında hambelez, diğer yörelerde mersin denilen meyveleri nohut büyüklüğünde, beyaz üzerine morumsu siyah lekelidir. Meyvenin ortalarında çok miktarda incirinkinden biraz irice olan hafif kekremsi çekirdekleri murt yeme zevkini azaltır. Mersin uçucu yağ, şeker, sitrik asit bulunur.

Mersin bitkisi gün geçtikçe azalmaktadır ve böyle giderse kısa süre sonra neslinin tükenme tehlikesi vardır. Doğal olarak yetiştiği yerler tarım alanı yapıldıkça yaşam alanı daralmaktadır. Merkeze bağlı bazı köylerde kendiliğinden yetişen kaliteli mersinler toplanıp satılmakta ve küçümsenmeyecek paralar kazanılmaktadır. Ancak yinede hiç kimse “mersin bahçesi” yapmayı ciddiye almamaktadır. Mersingiller familyasında yer alan aynı cinsten 1000 kadar bitki türünün genel adı Mersin'dir. Anayurdu Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda olan, kış mevsiminde yapraklarını dökmeyen ve 2-5 metreye kadar boylanabilen ağaç ya da ağaççıklardır. Burada sözünü edeceğimiz, Yabani ya da Adi mersin (M. communis) adı verilen tür, Akdeniz Bölgesi'nin bitkisi olup Batı ve Güney Anadolu kıyı şeridimizde bulunan güneşli ve kurak alanlardaki makiler arasında bol bol yetişmektedir. Üst yüzeyinde pek çok saydam nokta (yağ bezeleri) bulunan yaprakları sert, meşinimsi, kenarları düz, küçük, üzeri koyu yeşil, altı daha açık yeşil ve tam ortası boydan boya çizgili olur. Mersinin yaz ortasından sonbahara kadar açan altın renkli erkek organlı beyaz çiçekleri ve yuvarlak kesitli, kırmızımsı renkte dalları vardır. Bitkinin ikinci yılında dalları bej renge dönüp odunsulaşır. Başlangıçta etli ve beyaz olan meyveleri, olgunlaştığında koyu mavi-siyah renge döner. Mersin bitkisinin dal, yaprak, çiçek ve meyveleri hoş kokuludur. Bitki, döktüğü tohumlarla kendiliğinden çoğalır ya da gövde çelikleriyle üretilir.
 Mersinin yaprak ve çiçekli dallarında tanen, reçine, acı birtakım maddeler ile uçucu yağlar; meyvelerinde yüksek oranda A vitamini, tanen, şeker ve asitler bulunur. Tatlı ve hoş kokulu meyveleri pazarlarda satılır ve yenir. Körpe yaprakları ise, defne gibi, et yemeklerine çeşni vermesi için kullanılır

Lavanta(Lavandula)

Ballıbabagilller (Lamiaceae) familyasından Lavandula cinsini oluşturan Akdeniz kökenli bir bitkidir.  Atlas Okyanusu adalarından Akdeniz çevresi ülkelerine ve Hindistana kadar uzanan geniş bir alanda yetişen, lavanta cinsi üyeleri, çalı görünümlü, toplu başak biçiminde mavi, morumsu ya da kırmızı çiçekler açan bitkilerdir. Lavanta, dağlarda, 1000-1800 m arasında yüksekliklerde yetişir.Kurutularak dolaplara konan çiçekleri giysileri böceklerden korur. Batı Anadolunun maki bölgelerinde yetişen karabaş otu (Lavandula stoechas) çiçeklerinden ağrı kesici, balgam söktürücü olarak yararlanılır.

Kareks (Carex)

Papirusgiller (Cyperaceae) familyasından, Çok yıllık otsu bitkilerdir. 0,5 boy yapabilirler. Yaprakları normalde uzun ve düzdür. Gölgeli yerlerde bahçenin sorunsuz ve favori elemanlarından biri olarak yaşamını sürdürürler. Herdemyeşil bitkilerdir. Peyzajda gruplar halinde su kenarlarında kullanılabilirler. Bu familyadan Türkiye'de 30 cins ve 200 türü tespit edilmiştir.

Kırmızı Baron (İmperata cylindrica)

Poacea (buğdaygiller) familyasındandır. Vejetasyon döneminde taban kısmı yeşil, uçları kırmızı olan yaprak rengi, hava sıcaklığındaki değişimlere göre sararma gösterebilir. İpeksi başaklar üreterek çiçeklenen, her dem yeşil bitkilerdir.

Petunya (Petunia hybrida)

Petunya, patlıcangiller (Solanaceae) familyasından Petunia cinsini oluşturan kültür ortamında çokça yetiştirilen bir bitkidir.Popüler çiçek ismini Fransızcadan almaktadır. Fransızcada, "petun" kelimesi eskiden "tütün" anlamına gelmekteydi. Fransızlar terimi Amazonlar'daki yerel bir kızılderili lehçesinden almışladır. Bahçelerde görülen birçok çeşidi melezdir. Çiçek rengi ve boyutu açısından geniş bir aralık sunarlar. Bazı botanikçiler Calibrachoa cinsindeki bitkileri Petunia cinsine eklerler. Botaniksel olarak, tütün bitkileri ve petunyalar ilişkilidir. Petunyaların yaprakları bazen pul kanatlılardan (Lepidoptera) Macroglossum stellatarum ve Melanchra persicariae dahil bazı larvaları tarafında yenilmektedir. Şayet petunya büyütülüyorsa, onları doğrudan güneş ışığına bırakmak ve dokununca toprağı kuru olduğunda sulamak gerekmektedir. Petunyalar bir yıllık bitkiler olarak düşünülsede, aslında çok yıllık bitkilerdir. Uygun ortamlar sağlandığında yıllarca yaşamaya devam edebilirler. Tohumları kış sonundan ilkbahar sonuna kadar ekilebilir. Bitkiler yarı gölge veya güneşli alanlara dikilmelidir. Bitkilerin bol çiçek açması düzenli olarak sulanması gerekmektedir. Tohumları yarı gölge bir yerde torf içinde çimlendirerek dikmek istediğiniz yere göçürebilirsiniz.

Zakkum (Nerium Oleander)

Zakkum (Nerium oleander), Apocynaceae familyasından Haziran-Eylül ayları arasında beyaz, pembe, kırmızı, sarı ve krem renklerde çiçekler açan 2-5 m yüksekliğinde zehirli bir bitki türü.  Dere yataklarında ve su kenarlarında yetişir. Susuzluğa en dayanıklı bitkilerdendir ve kışın yapraklarını dökmez. Ayrıca bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Gövdeleri dik, esmer renkli ve silindir şeklindedir. Yaprakları mızrak şeklinde, kısa saplı, karşılıklı veya üçlü dairesel durumlarda dizilmiştir. Çiçekler, yalancı şemsiye durumunda toplanmış, güzel kokulu, büyük çiçeklerin sapları tüylü ve oldukça kısadır. Bitki zehirlidir. Dahilen idrar arttırıcı ve kalp kuvvetlendirici etkisi vardır. Fazla miktarda alındığında zehirlenmelere sebep olur.