Lisinia Doğa Burdur'a 28 km uzaklıkta Merkeze bağlı Karakent Köyü sınırları içinde ve Burdur Gölü'ne yakın bir alanda faaliyetlerini sürdürmektedir.Lisinia Doğa adını M.Ö.300 lerde kurulmuş bir Psidya şehri olan Lisinia dan alır.Lisinia kelime anlamı itibariyle; doğan ve batan güneşin, ay ışığının sudaki pırıltısı anlamına gelir."Lİ" pırıltı demektir yani lisinia pırıltı şehridir.

Lisinia Doğa; 2005’te Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi olarak çalışmalarına başladı. Aynı yıl 7 yeni alt projeyle doğa için destek ve hibe almadan çalışmalarını sürdürdü. 2014 Lavanta Deresi Projesi’yle beraber sürdürülebilir tarıma dayalı bir yapıya adım kavuştu.

Lisinia Doğa'nın bugüne kadar hayata geçirdiği ve sürdürülebilir kıldığı projeler;
- Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi
- Kansersiz Gelecek Elimizde
- Lisinia’dan Dünya’ya; Yaşamak için Burdur Gölü’nü Yaşat
- Lisinia Doğa Okulu
- Gönüllü Doğa Koruyucusu
- Lisinia Enerjisini Doğadan Alıyor!
- Ekolojik Üretim / Doğa Dostu Tarım Uygulamaları
- Yerli Bitki / Hayvan Türlerinin Üretimi ve Gen Muhafazası

Lisinia Doğanın sembolü ardıç ağacıdır.Ardıç ağacı eski kültürümüzde kutsal bir ağaçtır aynı zamanda soğuğa, susuzluğa ve sert rüzgarlara direnmesiyle dik duruş ve uzun yaşamın sırrıdır.Ardıç ağacı yaşamı boyunca insanlara, yaban hayvanlarına yurt ve yuva olmuştur.

Lisinia Doğa olarak biz de karşılık gözetmeksizin yaşanabilir doğa ve sağlıklı gelecek nesiller için ardıç ağacı gibi mücadelemizi sürdürüyoruz.Her zaman doğa ve insan sağlığının yanında yer almak için projeler üretiyoruz.Doğa ve insan sağlığına zarar veren her şeye karşı bir projeyiz. Karşıtlığımızın eylemselliği ise alternatif projeler üretmekten geçer.Alternatif proje üretemediğimiz hiçbir karşı duruşumuz yoktur.Bu yüzdendir ki projelerimiz toplumun farklı kesimlerinden ulusal ve uluslararası bazda onay almıştır.Lisinia Doğa nın kuruluşundan bu tarafa 120.000 in üzerinde ziyaretçi gerçekleştirdiğimiz projeleri Lisinia Doğa alanında birebir ziyaret etmiş ve gözlemlemiştir.Projenin uluslararası boyuttaki kabul edilirliği; geçen sürede 6.000 e yakın yabancı gönüllüyü proje alanında ağırlamasındandır.

2005 te Lisinia Projeyi yazıp kurumlara sunduk.Projeyi yapacağımız alan  ramsar alanı olmasından dolayı yerleşke için izinler alınması gerekiyordu (yaban hayatı rehabilitasyon merkezi, gönüllülerin konaklama alanı, kanser kuleleri ...).O yıllar itibari ile gerçekleştirmeyi düşündüğümüz projeler çok uç noktalarda ve de zararlı projeler olabileceği düşünülerek 3 yıl boyunca yerleşke izinleri verilmedi.3 yılın sonunda inatla projelerimizi kurumlara anlatmaya devam ettik.Doğanın ve insan sağlığının yanında yer aldığımızı, ülkemiz menfaatlerinin her şeyden önce geldiğini her fırsatta dile getirdik.Nihayetinde yerleşke izinleriyle birlikte yapılaşma izinlerini takiben ahşap yapıları kısa bir sürede kurarak proje çalışmalarına başladık.

Başlangıçta 100 yaban hayvanı kapasiteli başlattığımız Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi şuan itibariyle 200 yaban hayvanına ev sahipliği yapabilecek durumdadır.Burdur Gölünün bir kışlama alanı olması, yaban hayvanlarının göç yolu üzerinde olmamız, çevredeki sulak alanların fazlalığı ve bozulmamış doğal alanların varlığı yaban hayatı anlamında yöreyi çok zengin kılmaktadır.300 ün üzerindeki yaban hayvanı türü bu zenginliğin bir göstergesidir.Evcilleştirilmiş yaban hayvanları, avcı yaralamaları, zehirlenmeler ve yaban haytının kendi içindeki savaşımından dolayı pek çok yaban hayvanı zarar görmektedir.Bu hayvanların tedavi ve rehabilitasyonları merkezimiz tarafından yapılmakta ve tekrar doğaya kazandırılmaktadır.Şuana kadar 600 ün üzerinde yaban hayvanının tedavi ve rehabilitasyonu yapılıp tekrar doğaya kazandırılmıştır.Merkez Türkiye nin her yerinden gelen yaban hayvanlarına ücretsiz  hizmet vermektedir.Bölgede kullanılan fare zehirleri, kimyasal zehirler ve avcılıkla ilgili yanlışlıklar ücretsiz doğa eğitimleriyle yöre halkına ve her yıl en az 1500 öğrenciye anlatılarak bu konuda farkındalık yaratılmaya çalışılmaktadır.Aynı zamanda ulusal ve sosyal medya aracılığıyla farkındalık ulusal ve uluslararası boyutta paylaşılmaktadır.Ziyaretçilerin ve gönüllülerin en çok ilgisini Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi çekmektedir.Öyle ki Türkiye'nin pek çok ilinden merkezimizi yaban hayvanlarını görmek için ziyaret edenler vardır.

Doğa Okulu ücretsiz olup proje alanındaki 100 kişilik taştan yapılmış salonda projeksiyon eşliğinde gerçekleştirilmektedir.Aynı zamanda okullara gidilerek de doğa eğitimleri yapılmaktadır.Doğa eğitimlerinde yaş sınırlaması olmayıp 7 den 77 ye herkese açıktır.Kapalı alandaki 1 saatlik eğitimden sonra proje alanının gezilmesiyle eğitim pekiştirilmektedir.Amaç kısıtlı imkanlar ve kısa sürede ziyaretçilerin kafasında doğaya, gelecek yaşamlarına ilişkin soru işaretleri oluşturarak bireysel düşün noktasında farkındalık yaratmaktır.Özellikle hedef kitle çocuklar ve genç nesillerdir.
Kirlenen yaşam alanları ve dünya insanların hızlı bir şekilde kansere yakalanmasına sebep olmaktadır.Bozulmuş doğa alanlarında ve de zararlı kimyasallara maruz kalmış insanlarda kanser yoğunluğu artmaktadır.Bu etkiden hareketle gelecek nesillerin sağlığı bozulmamış doğa ve zararlı kimyasallardan arındırılmasıyla mümkün olacaktır.Dünya sağlık örgütünün verileri ışığında kanserin sebepleri ve kanserden uzak yaşama yolları doğa okulu ve alan görselleriyle ziyaretçilere anlatılmaktadır.

Lisinia Doğa meyve bahçesinde farklı türlerden 10.000 e yakın meyve ağacı bulunmakta ve sıfır kimyasallı üretim modeli ile doğa dostu tarım uygulamaları yapılmaktadır.

Yöresel anlamda gen projesi kapsamında sarı karpuz, pembe domates, eğri karpuz, lokal biber türlerinin geçen süreçte üretimleri yapılıp tohumları tüm Türkiye ye dağıtılmıştır.

Yurtiçinden ve yurtdışından projemize gönüllü olarak katılan herkes aynı zamanda doğa gönüllüsü olarak lisinia doğa ve bulundukları yerin doğası hakkında çalışmalar yapmakta, lisinia doğadan almış oldukları doğa eğitimini tüm dünya ya yaymaktadırlar.Bu durum ülkemiz ve kültürümüz açısından ve Lisinia Doğa anlamında eşsiz bir tanıtım modelidir.

Su insan hayatının vazgeçilmezidir yaşam için zorunluluktur.Zararlı kimyasallar ve nükleer saçılımlar toprak, hava ve suyu kirletmektedir.Zaten kirlenmiş olan sular küresel ısınma tehdidiyle her geçen gün azalmakta ve zararlı kimyasal yoğunlukları artmaktadır.Lisinia Doğa sera etkisinin azaltılması, kimyasal kirlilikler, tasarruflu su kullanma yöntemleri üzerine doğa okulu, proje alanındaki görseller ve uygulama alanlarıyla enerjisinin büyük bir bölümünü bu konuya aktararak çalışmalarını sürdürmektedir.
Göller yöresi irili ufaklı pek çok gölden oluşmaktadır.Son yıllarda küresel ısınma kaynaklı ve yanlış su tüketimine bağlı olarak 10 sulak alanımız kurumuştur.Burdur Gölü de her geçen gün yok oluşa doğru gitmektedir.Bunun sebebi küresel ısınma, vahşi sulama ve yöreye uygun olmayan büyükbaş hayvancılık için çok fazla su kullanılarak üretilen kaba yem bitkileridir (mısır, yonca).Bu tespitlerden hareketle Lisinia doğa damla sulama yöntemlerini alanda kullanmaya başlamıştır.2012 yılından bu tarafa da hiç su tüketmeyen ya da damla sulama yöntemleriyle yetişen aromatik bitki projesini başlatmıştır.Amaç ; bu sayede Burdur Gölü'nün yıllık açığı olan 150milyon ton suyun 75 milyon tonunun aromatik bitki üretimi ile desteklenmesini sağlamaktır.2012 yılından bu tarafa gül ve lavanta ile başlayan çalışmalar, 2015 te ki lavanta deresi projesi ile hız kazanmış olup sulak alanların suyunun korunmasına yönelik ulusalda ve uluslararası bazda ses getirecek değişimlerin önü açılmıştır.
Aromatik bitki projesi ile gül, lavanta , kekik, adaçayı, ardıç, şakayık ve limon melisa üretimleri 2 milyon ton su tasarrufu sağlamıştır.Suyun tasarrufu yanında sıfır kimyasallı üretimin doğaya katkısı çok büyüktür.Aromatik bitkilerin yüksek getirisi minimum işçilik giderleri yöre halkının aromatik bitki yetiştiriciliğine sahip çıkmasını sağlamıştır.Önümüzdeki süreçte artacak olan arıcılık ve eko turizm faaliyetleri yöresel anlamda halkın aromatik bitkilere bağlılığını artıracaktır.Yöresel anlamda başarıya ulaşmış proje ulusalda her görüşten  ve uluslararası 1 milyon kişinin katılımıyla #suorucu etkinliğini GEO, Göle Hayat Derneği ile gerçekleştirerek ortaya koyduğu farkındalıkla Burdur gölünün kurtarılmasına yönelik Orman Ve Su İşleri Bakanlığınca ortaya koyulan acil eylem planının imzalanmasında lokomatif rolünü üstlenmiştir.Projenin çarpan etkisiyle ulusal ve uluslararası boyutta sulak alanların kurtarılmasına ilişkin aromatik bitki modeli yaygınlaşmaktadır.

İlerleyen süreçteki hedef aromatik bitkilerin  katma değerlerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve eko turizm olacaktır.Özellikle lavantanın ürün ve görselleri bu çalışmalara hazırdır.